Maliye, bütçe açığını azaltmak için vergi tahsilatına hız verdi
Seçimlerden sonraki yazımda seçimlerin tamamlandığını ve mali tatilin de bittiğini hatırlatarak vergi incelemelerine başlanacağını ifade etmiştim. Türkiye’nin birçok yerinde incelemelere hız verildiğini, okurlarım ve çevremdeki insanlardan duyuyorum.
Seçim ortamında bütçe dengesinin bozulacağını tahmin etmek zor değil. Şimdi dengesi bozulan bu bütçenin biraz daha düzeltilmesi için çalışmalara hız verildi. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın, geçen hafta içerisinde Trabzon’da yaptığı toplantıda vergi tahakkuk ve tahsilatını artıramayan idarecilerin görevden alınacağı da ifade edildi. Bu çerçevede zaten bakanlık bünyesinde bir komisyon kurulmuş ve tahsilatın artırılması için neler yapılması gerektiği yönünde bir dizi kararlar alınmıştı. Bu kararlar tüm vergi dairesi başkanlıklarına bildirildi. Bazı yerlerde bu çerçevede çalışmalar başladı bile. Başlamayan yerlerde de bu hafta içerisinde başlanacağını tahmin ediyorum.
Kamu harcamalarını finanse etmek için en sağlam gelir kaynağı olan vergilerin bütçe dengesi bakımından, zamanında tahsil edilmesi de önemli. Bu yüzden mükelleflerin tahakkuk eden vergi borçlarını zamanında ödemeleri için birçok tedbir ve müeyyide uygulanacak.
İlk olarak borcu bulunan mükellefler ilan edilmişti. Hatta bu listelere ilişkin haberler basında ‘vergi yüzsüzleri’ olarak teşhir edildi. Yeri gelmişken kazancını beyan eden ve bu kazançla ilgili vergisini tahakkuk ettiren; fakat çeşitli sebeplerle ödeme imkanını kaybeden kişilerin vergi yüzsüzü olarak lanse edilmesini tasvip etmediğimi ifade edeyim. Beyanda bulunmayıp, incelemelerde vergi kaçırdığı tespit edilenlerin borçlarını ödememekte ısrar etmelerini istisna tutuyorum tabii. Beyan sisteminin geçerli olduğu ülkemizde, kendi iradesiyle vergi beyan eden kişilerin en azından; vergisini hiç beyan etmeyen kişilere kıyasla saygıyı hak ettiklerini düşünüyorum.
Tahsilatın artırılmasıyla ilgili olarak yapılan işlemlere gelince; öncelikle takip işinin başlatılması için ödeme emri düzenlenmesi ve bu ödeme emrinin mükelleflere tebliğ edilmesi gerekiyor. Özellikle bilinen ve ekonomik açıdan yoğun faaliyetlerin gerçekleştiği iş merkezleri, alışveriş merkezleri ve caddelerde işyeri bulunan mükelleflerin borçlarını ödemeleri hususunda takip altına alınması planlanıyor. Ayrıca borçluların adreslerinin tespitinde Türkiye İstatistik Kurumu, il seçim kurulları, belediyeler, muhtarlıklar gibi kurumlarda yer alan bilgilerden faydalanılıyor. Mükellefin bulunamaması halinde ilânen tebliğ yoluna da gidilebiliyor.
Ödeme emri tebliğ edildikten sonra mükelleflerin Maliye kayıtlarında, trafik tescil bürolarında ve araç muayene istasyonlarında kendilerine ait görülen araçlarına ve gayrimenkullerine haciz konuyor. Hatta Maliye’ye borcu bulunan mükelleflerin üçüncü kişilerden alacaklarına da haciz konulabiliyor. Borçluların tespiti için; mal alınan ve mal satılan mükelleflere ait bilgilerden ve bankaların mükellef hesaplarından faydalanılıyor. Yurtdışına çıkma yasağı konulmayan borçlulara da acilen yurtdışı yasağı konulması düşünülüyor.
e-hacizden korkan borçlu mükellef bankadaki parasını çekiyor
Üzerinde çalışılan diğer bir konu da ‘elektronik haciz’ uygulaması. Bu uygulamaya göre vergi daireleri, borcu bulunan mükelleflerin banka hesaplarını görme ve hesapta para bulunması halinde haciz koyma imkânını elde edecek. Ciddi bir ağ donanımı ve program gerektiren bu uygulamanın kısa vadede kullanılması mümkün görünmüyor. Fakat çevremden edindiğim bilgilere göre bu duyumu alan bazı borçlu mükellefler, bankalardan paralarını çekmiş bile. Hatta parasını çekip yastık altına alan kimi mükelleflerin hırsızlarca soyulduğu durumlar bile oluyor. Bu riski göze alamayanlar ise hesaplarındaki parayı bir yakını adına açtığı hesaplara yatırmayı tercih ediyor.
Vergilerin sadece beyan edilerek tahakkuk ettirilmesinin tahsilat olmadan devlete faydası olmayacağı muhakkak. Bu yüzden tahsilatın hızlandırılması ile ilgili çalışmaları makul bulmak mümkün. Ama bu görevi ifa eden idarecilere hatırlatmakta fayda gördüğüm bir husus var. Kanun tarafından uygulanması öngörülen bütün bu uygulamalar, vergi alacağının garanti altına alınması, tahsil edilebilmesine yöneliktir. Bu bağlamda mesela nakliyat ile uğraşan birisinin aracına vergi borcu sebebiyle el konması veya ihracat işleri ile uğraşan birisine yurtdışı yasağı konması bu kişilerin faaliyetlerini sekteye uğratacaktır. Bu da mükellefin iş hayatını bitirmek, ekonomiye ve vergi gelirlerine zarar vermek anlamına geliyor.
Son olarak borcu bulunan mükelleflere borçlarını ödemek istemeleri halinde idare tarafından taksitle ödeme gibi kolaylıklar gösterildiğini de hatırlatayım. Aksi takdirde 7 günlük sürede müracaat edilmezse üç aya kadar hapis cezası talep edilebiliyor.
Ahmet Yavuz, Zaman Gazetesi, 17.09.2007
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.


Yorumlar
Henüz Yorum Yok.
Yorum Yazın