Özelgelerde tasfiye ve iflas
1. Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı’nın B.07.1.GİB.4.06.16.01/07-KVK-17-1 sayı ve Haziran 2007 tarihli özelgesi
“Tasfiye döneminde, şirket varlıklarının paraya çevrilmesi, alacakların tahsili, borçların ödenmesi ve artan kısmın paylaşılması esastır. Tasfiyeye giren kurumların, tasfiye döneminde tasfiye ile ilgili faaliyetler dışında ticari faaliyette bulunmaları mümkün değildir. Ayrıca, tasfiyeye giren şirketler yeni ticari iş ve muameleler (ihalelere girmek, emtia üretimi yapmak vb) yapamayacakları gibi tasfiye memurları da tasfiyeyi bir an önce sona erdirmek amacıyla şirketlerin başlamış ve devam eden tüm işlerini en kısa zamanda tamamlamak için gerekeni yapmak zorundadırlar. Bu itibarla şirketin -yeni mal alımı yapmaksızın- envanter kayıtlarında da yer alan hammadde ve yarı mamul mallarını satabilmek için fason işçilik yaptırması, tasfiyenin sonuçlandırmasına yönelik bir işlemler olduğundan, ticari faaliyet kapsamında nitelendirilemez.”
2. Kayseri Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 6.4.2007 tarih ve 1063 sayılı özelgesi
“367 seri no’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nde, Kurumlar Vergisi mükelleflerinin Kurumlar Vergisi beyannamesini ve geçici vergi beyannamelerini elektronik ortamda göndermek zorunda oldukları belirtilmiştir. Bununla beraber, Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nın tamim mahiyetindeki duyurusunda; anılan genel tebliğe göre zorunluluk kapsamında olmasına rağmen tüzelkişiler için tasfiye, devir, birleşme, hesap döneminin değişmesi durumunda verilmesi gereken kıst dönem beyannameleri ile gerçek kişiler için ölüm halinde verilmesi gereken kıst dönem beyannamelerinin henüz elektronik ortamda alınamaması nedeniyle söz konusu beyannamelerin kâğıt ortamında vergi dairelerince kabul edilmesi gerektiği bildirilmiştir. Bu nedenle ve otomasyon sisteminin kıst dönem beyannamelerinin elektronik ortamda kabulüne imkân vermemesi sebebiyle tasfiye sonu beyannamesinin ve bir önceki tasfiye dönemi beyannamelerinin yasal süresi içinde kâğıt ortamında verilmiş olmasının ‘mücbir sebep’ hali olarak kabul edilmesi ve özel usulsüzlük cezası kesilmemesi gerekir.”
3. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 22.11.2006 tarih ve 22582 sayılı özelgesi
“Herhangi bir sebepten dolayı tasfiyeden (iflastan) vazgeçilmesi halinde, kurum hakkında tasfiye hükümleri uygulanmayacak olup, böyle bir durumda tasfiyede vazgeçme kararı, bu kararın alındığı dönemin başından itibaren geçerli olacak, tasfiyeden vazgeçme kararının alındığı tarihe kadar verilen beyannameler normal faaliyet beyannamelerinin yerine geçecek, tasfiyeden vazgeçilen kurumun geçici vergiyle ilgili yükümlülükleri ise tasfiyeden vazgeçilmesine ilişkin kararın alındığı tarihi kapsayan geçici vergilendirme dönemi başından itibaren başlayacaktır. Buna göre 8.11.2006 tarihli mahkeme kararı ile iflas kararı kaldırılan şirket hakkında tasfiye hükümleri uygulanmaz. Kurumun geçici vergi yükümlülüğü 8.11.2006 tarihini içeren 10-12/2006 vergilendirme döneminden itibaren tekrar başlar. İflasın kaldırılması kararı, 1.1.2005 tarihinden itibaren geçerli olduğundan, kurumun vergilendirilmesinde bu tarihten itibaren tasfiye dönemi yerine hesap dönemi geçerli olacaktır. Ancak, iflas kararının alındığı 19.10.1998 tarihi ile iflasın kaldırıldığı 8.11.2006 tarihi arasındaki döneme ilişkin vergilerden KVK’nın 17. maddesinin 7. bendi gereğince tasfiye memurları (iflas halinde iflas masası) sorumlu olacaktır.”
4. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 6.2.2007 tarih ve 1991 sayılı özelgesi
“5520 sayılı KVK’nın 17/7. maddesinde; tasfiye memurlarının, kurumun tahakkuk etmiş vergileri ile tasfiye beyannamelerine göre hesaplanan vergiler ve diğer itirazlı tarhiyatlar için İcra İflas Kanunu’nun 207. maddesine uygun bir karşılık ayırmadan aynı kanunun 206. maddesinin 4. sırasında yazılı alacaklılara ödeme ve ortaklara paylaştırma yapamayacakları, aksi takdirde bu vergilerin asıl ve zamları ile vergi cezalarından şahsen ve müteselsilen sorumlu olacakları, belirtilmiştir. Yine aynı maddenin 8. bendinde ise kurumdan aranan vergilerin sonucu alınıncaya kadar tasfiye memurlarının, sorumluklarının devam edeceği düzenlenmiştir. Bu hükümlere göre kurumların tasfiyesinde ve iflasında vergilemeye ilişkin ödev ve sorumluluklar tamamen kanuni temsilci durumunda olan tasfiye memurları ile iflas masasına yüklenmiştir. Bu itibarla, iflasına karar verilen müflis kurumun iflas muameleleri sona erinceye kadar vergilemeye ilişkin ödev ve sorumluluklar tamamen kanuni temsilci durumunda olan iflas masasınca yerine getirilmek üzere mükellefiyetlerinin devam edeceği hususu tabiidir.”
Kaynak : Referans Gazetesi, 10.10.2007
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.


Yorumlar
Henüz Yorum Yok.
Yorum Yazın