Vade ve kur yüzünden oluşacak KDV farkı matraha dahil edilecek

Taksitli satışlar ticari hayatın bir parçası. Daha çok müşteri çekmek ya da ikna için mal veya hizmetin bedeli ‘aylık küçük taksitler’e bölünüyor. Ancak toplamda ödenen tutar, peşin fiyatın üzerine çıkıyor.

Müşteriden taksit sayısına göre vade farkı talep ediliyor. Esasen vade farkı, herhangi bir mal veya hizmetin peşin satış fiyatı ile taksitli veya vadeli satış fiyatları arasındaki farktır. Fakat bir de ödemenin zamanında yapılmaması sebebiyle hesaplanan ve fatura edilmesi gereken ayrı bir vade farkı daha var. Alınan bu vade farkının Katma Değer Vergisi’ne (KDV) tabi olup olmayacağı, tabi ise hangi oran üzerinden hesaplanacağı, mali çevrelerde sürekli tartışılan bir konu olmuştur. Maliye yaptığı bir düzenleme ile; uygulamada tartışma konusu olan vade ve kur farklarının KDV karşısındaki durumuna açıklık getirdi. Bu konudaki tereddütlere son veren düzenleme, geçtiğimiz ay başında tebliğ olarak yayımlandı. Buna göre teslim ve hizmet işlemlerine ait faturada ayrıca gösterilen vade farkları, ‘üzerinden verginin hesaplandığı gelir tutarı’ olan matraha dahil edilecek ve işlemin tabi olduğu KDV oranı üzerinden vergilendirilecek.

Tebliğin ayrıntılarına geçmeden KDV’ye konu çerçevesinde bir göz atalım. Vade ve fiyat farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ve benzer adlar altında sağlanan her türlü menfaat, KDV matrahına dahildir. Bu gibi gelirlerin elde edilmesi halinde söz konusu vergi hesaplanmalıdır. Ayrıca taksitli satışlarda vade farkı dahil tutar üzerinden hesaplanan KDV’nin taksitler halinde beyan ve ödenmesi de mevzubahis değildir. Bu bakımdan, bedelin peşin tahsil edilmesi veya satışın vadeli yapılmasının vergiyi doğuran olaya etkisi bulunmuyor. Vade farkını ihtiva eden satışlarda da malın teslimi veya hizmetin ifası esnasında KDV doğmuş sayılır ve hesaplanan vergi tutarı, teslim ve hizmetin gerçekleştiği döneme ait KDV beyannamesi ile beyan edilir.

Malın teslimi anında, vade farkı biliniyorsa, KDV vade farkı dahil tutar üzerinden hesaplanır. Zamanında yapılmayan ödemeler sebebiyle sonradan ortaya çıkan vade farkları da tahakkuk ettirildikleri tarihte KDV’ye tabi tutulur ve o dönem için bu vergi için verilen beyannamede beyan edilir. Özellikle bu tür vade farkları için düzenlenen belgelerde KDV hesaplanıp hesaplanmayacağı, hesaplanacaksa genel oranda mı (yüzde 18), indirimli oranda mı yoksa satın alınan mal veya hizmetin tabi bulunduğu oran üzerinden mi hesaplanacağı belirsizliği doğru-yanlış birçok uygulama oluşmasına sebep olmuştur.

Tebliğ ile bütün bunlara açıklık getirildi. Vadeli işlemlerde bedelin zamanında ödenmemesi sebebiyle ortaya çıkan yeni vade farkları ayrıca fatura edilecek. Bu faturada ödemedeki gecikme sebebiyle alınan vade farkı üzerinden KDV hesaplanacak. Uygulanacak KDV oranı vadeli satılan mal veya hizmetin teslim edildiği tarihte bu işlemlerin tabi olduğu oran olacak. Hesaplanan bu vergi, vade farkı faturasının düzenlendiği döneme ilişkin beyannamede beyan edilecek. Bedelin döviz cinsinden veya dövize endekslenerek ifade edildiği işlemlerde ise bedelin kısmen veya tamamen vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihten sonra ödenmesi halinde, satıcı lehine ortaya çıkan kur farkının da vergilendirilmesi gerekiyor.

Buna göre, teslim veya hizmetin yapıldığı tarih ile bedelin tahsil edildiği tarih arasında ortaya çıkan lehte kur farkı için satıcı tarafından fatura düzenlenmesi gerekiyor. Faturada gösterilen kur farkına da teslim veya hizmetin yapıldığı tarihte bu işlemler için geçerli olan oran uygulanmak suretiyle KDV hesaplanacak. Bedelin tahsil edildiği tarihte alıcı lehine kur farkı oluşması halinde ise kur farkı tutarı üzerinden alıcı tarafından satıcıya bir fatura düzenlenmeli. Bu faturada uygulanacak KDV oranı da, yine teslim ve hizmetin yapıldığı tarihteki oran olacaktır.

Mesela A firması B firmasına döviz üzerinden KDV oranı yüzde 18 olan taksitli mal satmış olsun. Malın teslimi esnasında döviz fiyatının 1,30 YTL, bedelin ödenmesi esnasında ise 1,40 YTL olduğunu ve ödeme yapılmadan önce bu malın KDV’sinin yüzde 8′e indirildiğini kabul edelim. Bu durumda ödeme yapılırken satıcı A’nın alıcı B’ye kur farkı için fatura düzenlemesi ve alınan kur farkı için malın teslimi esnasında geçerli olan yüzde 18 oranında KDV hesaplaması gerekiyor. Ödeme esnasında döviz kuru 1,20 YTL’ye düşmüşse bu defa alıcı B, satıcı A’ya aynı şekilde kur farkı faturası kesmeli ve KDV’yi yüzde 18 üzerinden tahakkuk ettirmeli. Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer husus; taraflar arasında aksi yönde bir sözleşme maddesi söz konusu değil ise düzenlenecek fatura tutarı KDV dahil olarak işlem görmeli ve iç yüzde ile KDV’si hesaplanmalıdır.

Ahmet Yavuz, 20.08.2007, Zaman Gazetesi

Etiketler:

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.

Yorumlar

Henüz Yorum Yok.

Yorum Yazın

(gerekli)

(gerekli)