Yargı kararlarında arazi vergisinde mükellefiyet
Danıştay 9. Dairesi E.2005/552 K.2006/499 T.23.2.2006
X Derneğine ait taşınmaz üzerine tapuda davacı vakıf lehine 99 yıllığına müstakil ve daimi hak olarak inşaat hakkı tesis ve tecil edildiği, imar uygulamasından sonra taşınmazın 14 imar parseline bölünerek bu parsellerin 1997-2001 yıllarına ilişkin emlak vergisi beyannamelerinin irtifak hakkı sahibi olarak davacı vakıf tarafından verilip, vergilerinde vakıf tarafından ödendiğinin anlaşıldığı olayda, davacı vakfın, düzeltme ve şikayet yoluyla terkin ve iade istemiyle yaptığı başvurunun reddine dair işlemin iptali ve ödenen vergilerin iadesi istemiyle açtığı dava mahkemece reddedilmişse de; olay tarihinde yürürlükte olan 743 no’lu Türk Medeni Kanunu’nun 703.md.irtifak hakkı, 714 ila 753.md.de intifa ve üst hakkı tanımlanmıştır. Buna göre, mülkiyet hakkının sağladığı bazı yetkilerin kullandırılmasına imkan veren irtifak hakkının çeşitlerinden olan intifa hakkı ile üst hakkının hüküm ve sonuçları birbirinden farklı olup, intifa hakkı ile üzerinde tesis edilen taşınmazdan tam bir yararlanma yetkisi elde edilmekteyken, üst hakkı ile sadece inşaat yapmak veya mevcut bir yapıyı muhafaza etmek yetkisi elde edildiğinden, üst hakkı ile intifa hakkının sağladığı tüm yetkilerin kullanılmasının mümkün olmaması, Emlak Vergisi Kanununda, arazinin irtifak hakkının sahibinin değil, intifa hakkı sahibinin vergi mükellefi olduğunun belirtilmiş olması ve emlak vergisine konu arsalar üzerinde inşaat hakkına sahip olan davacı vakfın emlak vergisi mükellefi olduğunun kabul edilemeyecek olması sebepleriyle, X Derneğine ait taşınmaz üzerinde davacı vakıf lehine tesis edilen inşaat hakkının, intifa hakkı olarak değerlendirilerek vakfın emlak vergisi mükellefi olduğu gerekçesiyle davayı reddeden mahkeme kararı yasal isabetten yoksundur.
Danıştay 9. Dairesi E.2001/5536 K.2003/57 T.21.1.2003
Yükümlünün …İli, .. ilçesi, …Köyünde bulunan arsası nedeniyle adına 1998-1999 yılları için salınan emlak vergisinin kaldırılması için açtığı dava yerel mahkemece reddedilmişse de; Emlak Vergisi Kanununa göre arazi tabirinin arsaları da kapsaması ve belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunan arsaların; ticari, sınai ve turistik faaliyetlerde kullanılmadığı takdirde araziler için getirilen muafiyetten yararlanabilecek olması karşısında, olayda yükümlüye ait belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunan taşınmazın ticari, sınai ve turistik faaliyetlerde kullanıldığı ya da kiraya verildiği hususlarında idarece yapılmış bir tespit bulunmadığından, söz konusu taşınmazın emlak vergisi kanunun 14/g maddesinde yer alan muafiyetten yararlandırılması gerekmektedir.
Danıştay 9. Dairesi E.1995/2092 K.1996/2619 T.18.9.1996
Yükümlülerin maliki bulunduğu taşınmazın 1993 yılında kısmi kamulaştırılması nedeniyle kamulaştırma bedeli ile emlak vergisi değeri arasındaki fark üzerinden 1990 ilâ 1993 yıllarına ilişkin olarak yapılan cezalı emlak vergisi tarhiyatı sonucu tahsil edilen vergi ve gecikme zammının iadesi talebiyle açtıkları davada; ihtilafa konu taşınmazın davalı idarece 1993 yılında alınan kamulaştırma kararı ile kamulaştırdığı sabit olup, taşınmazın kamulaştırma tarihi olan 1993 yılında imar programına alındığının kabul edilmesinin gerekmesi ve kamulaştırmanın yapıldığı 1993 yılından itibaren kamulaştırılan taşınmazın emlak vergisini ödeme yükümlülüğünün davalı idareye geçecek olması sebebiyle 1993 yılı emlak vergisinin davalı idareden, 1990 ilâ 1992 yıllarına ait emlak vergisinin ise davacılardan istenilmesi gerekmekte olup, 1990 - 92 yıllarına ilişkin tarhiyatın onanmasına 1993 yılına ilişkin olarak tahsil edilen vergi, ceza ve gecikme zammının iadesine karar veren mahkeme kararında hukuka aykırılık yoktur.
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.


Yorumlar
Henüz Yorum Yok.
Yorum Yazın