Yargı kararlarında KDV’de sorumluluk

Danıştay 7. Dairesi E. 2003/536 K. 2005/2755 T. 16.11.2005
Davacı şirketin X limited şirketinden aldığı mallar nedeniyle ödediği katma değer vergilerinin bu şirket tarafından Hazine’ye intikal ettirilmediğinden bahisle, 213 sayılı kanunun 11. maddesi uyarınca, Hazine’ye intikal etmeyen söz konusu KDV’nin tahsili amacıyla davacı şirketin bağlı olduğu vergi dairesince davacı şirket adına müşterek ve müteselsil sorumlu sıfatıyla ödeme emri düzenlenmişse de 6183 sayılı kanunun 5/1, 5/2; 213 sayılı kanunun 4/1, 4/2 ve 3065 sayılı kanunun 43/1. maddesindeki düzenlemelere göre 213 sayılı VUK’nın kapsamına giren vergi, resim ve harçlardan kaynaklanan devlete ait kamu alacakları hakkında tahsil işlemleriyle bu alacakların güvence altına alınması için gerekli diğer işlemlerin yapılmasına, verginin mükellefinin bağlı olduğu vergi dairesi yetkilidir. Yani; yetki kuralı, takip edilmesi gereken kişiye değil, takibin konusu olan verginin mükellefine göre belirlenmiş, verginin mükellefi olmayan kişinin bağlı olduğu idarenin yetkisi ise niyabeten yapabileceği işlerle sınırlı tutulmuştur. Niyabet ise yetkili kamu idaresinin görevlilerinin, coğrafi yetki alanları dışına çıkmalarını gerektirecek iş ve işlemler dolayısıyla başvurabilecekleri bir müessesedir. Ödeme emrinin düzenlenip tebliği ise bu nitelikte iş ve işlem olmadığı gibi, olayda, ödeme emri ile istenen kamu alacağının asıl borçlusu davacı şirket adına belge düzenleyen X limited şirketi olup bu mükellefin davalı idareye değil, başka bir vergi dairesine bağlı olması ve dolayısıyla söz konusu alacakla ilgili olarak 6183 sayılı kanunda öngörülen takip ve tahsil işlemlerinin yapılmasına, bu şirketin KDV yönünden bağlı olduğu vergi dairesinin yetkili olması sebepleriyle davacı adına davalı vergi dairesince düzenlenen ödeme emrinde yasal isabet yoktur.

Danıştay 3. Dairesi E. 2000/4261 K. 2003/3230 T. 27.5.2003
Davacı şirket hakkında, zirai ürün alımlarını (X) şirketi tarafından düzenlenen faturalarla belgelendirdiğinin tespit edilmesi üzerine, bu şirket hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda şirket ortaklarının işyeri ve ikametgâh adreslerinde bulunmadığı, alımlarını paravan şirketlerden yaptığının saptandığı belirtilerek ve düzenlediği faturaların gerçek emtia teslimine dayanmadığı, öte yandan bu faturaların borsa tescil kayıtlarının da sahte olduğu kabul edilerek VUK 11. maddesine göre davacı şirketin sorumlu tutulacağından bahisle cezalı tarhiyat yapılmış ise de şirketin satın aldığı arpa bedellerinin adı geçen şirkete muhtelif tarihlerde banka vasıtası ve tediye makbuzu karşılığı elden ödenmiş olduğunun ve bu emtialara ilişkin olarak düzenlenen sevk irsaliyelerinin denetim elemanlarının kaşe ve imzalarıyla onanmış olduğunun dosyada bulunun belgelerle sabit olması dolayısıyla inceleme konusu faturaların gerçek emtia alımlarına karşılık olarak düzenlendiği sonucuna varıldığından, davacı şirket hakkında yapılan tarhiyatta yasal isabet yoktur.

Danıştay 11. Dairesi E. 1997/1600 K. 1998/3146 T. 5.10.1998
Yükümlüye mart ve haziran dönemlerinde fatura düzenleyen firmanın ilgili dönemlerde beyan ettiği Katma Değer Vergisi matrahının, yükümlüye düzenlenen faturalardaki satış bedelinden düşük olması sebebiyle tahsil edilen Katma Değer Vergisi’nin Hazine’ye intikal ettirilmediği sonucuna varılarak, yükümlü hakkında cezalı tarhiyat yapılmış ise de yükümlü ile fatura düzenleyen firma arasında katma değer vergilerinin ödenmemesi konusunda irtibat olduğu yolunda bir tespit bulunmaması ve verginin ödenmemesinden yükümlünün müteselsil sorumlu tutulmasında 213 sayılı kanunun 11. maddesi ile 3065 sayılı kanunun 9. maddesi hükümlerine uyarlık görülmemesi sebepleriyle davacı hakkında yapılan tarhiyat yasal isabetten yoksundur.

Referans Gazetesi, 13.02.2008

Etiketler: , ,

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.

Yorumlar

Henüz Yorum Yok.

Yorum Yazın

(gerekli)

(gerekli)