Yargı kararlarında ödeme emri

Danıştay 4. Dairesi E.2003/1599 K.2003/3199 T.11.12.2003

Davacının başkanı olduğu Spor Kulübü adına yapılan tarhiyatların aleyhine dava açılmayarak kesinleşmesi ve tebliğ edilen ödeme emirlerine rağmen vadesinde ödenmemesi nedeniyle, Davacının şahsi mal ve haklarına haciz işlemi yapılmışsa da; 6183 sayılı Kanun uyarınca amme alacağının haciz uygulanarak cebren tahsili yoluna gidilebilmesi için öncelikle borçlunun borcunu rızaen ödemesini sağlamak, borcu ve borçluyu tespit etmek ve borca karşı itiraz hakkı tanımak bakımından ilgilisi adına ödeme emri düzenlenip, tebliği zorunlu olduğu gibi, haczin haciz uygulanacak kişi adına düzenlenen bir haciz varakasına dayanılarak yapılması gerekirken, olayda dava konusu haciz işlemi davacının başkanı olduğu spor kulübünün ödenmeyen ve tahsil olanağı bulunmayan vergi borçlarının davacıdan tahsiline yönelik tesis edilmiş ise de, davacı adına ödeme emri düzenlenip tebliğ edilmediği gibi, adına düzenlenmiş bir haciz varakası da bulunmadığından, yasada belirtilen usul ve şartlara uygun olmayan haciz işleminin iptali gerekmektedir.

Danıştay 9. Dairesi E.2002/5547 K.2003/3267 T.10.6.2003

X Anonim Şirketinin 1999 yılına ait olan ve vadesinde ödenmeyen vergi borçlarının tahsili için genel müdür olan davacı adına VUK’nun 10.md. uyarınca ödeme emri düzenlenmişse de; TTK’nun 317. maddesinde anonim şirketlerin idare meclisi tarafından idare ve temsil olunacağını, 319. maddesinde ise esas mukavelede idare ve temsil işlerinin idare meclisi azaları arasında taksim edilip edilemeyeceği ve taksim edilecekse bunun nasıl yapılacağının tespit olunacağı, esas mukavele ile temsil salahiyetinin ve idare işlerinin hepsini veya bazılarını idare meclisi azası olan murahhaslara veya pay sahibi olmaları zaruri bulunmayan müdürlere bırakabilmek için umumi heyete veya idare meclisine salahiyet verilebileceği, bu gibi kayıtlar bulunmadığı takdirde 317. madde hükmünün tatbik olunacağı hükme bağlanmıştır. Davacının, borçlu A.Ş.’nin genel müdürlüğü görevini yürüttüğü olayda, borçlu şirkette pay sahibi veya YK üyesi olmaması ve esas sözleşme ile de şirket müdürünün şirketi temsil ve ilzama yetkili kılınmaması sebepleriyle şirket borçlarından sorumlu tutulması mümkün olmayıp, adına düzenlenen ödeme emrinde isabet yoktur.

Danıştay 4. Dairesi E.2001/3313 K.2002/3372 T.31.10.2002

Yeminli Mali Müşavir olan davacı adına, hakkında kurumlar vergisi tasdik raporu düzenlediği X Limited Şirketince beyan dışı bırakıldığı tespit edilen kurum kazancı üzerinden hesaplanan vergi ve cezanın tahsili amacıyla, müşterek ve müteselsil sorumlu sıfatıyla ödeme emri düzenlenmişse de; Vergi Usul Kanununa 3239 sayılı kanunla eklenen Ek Madde ile Yeminli Mali Müşavirlik mesleğinin konusu tanımlanarak, meslek, bu konularda müşavirlik yapmak, mükelleflerin mali tablolarını ve beyannamelerini ilgili mevzuat hükümleri, muhasebe prensipleri ve denetim standartları açısından tasdik etmek olarak açıklanmış, tasdiki yapılan belgelerin tasdik işleminin kapsamı ölçüsünde incelenmiş belgeler olarak kabul edileceği ve YMM’lerin yaptıkları tasdikle ilgili işlemlerden sorumlu oldukları belirtilmiştir. Ancak, 3568 sayılı kanunun 1, 2/B ve 12. maddeleri ile Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan 18 sıra no’lu Genel Tebliğ hükümlerine göre, bu sorumluluk çerçevesinde müşterek ve müteselsil sorumlu olarak YMM hakkında takibata geçilebilmesinin ziyaa uğratılan vergi ve kesilen cezaların asıl mükellef açısından miktar ve mahiyet itibariyle kesinleşmesi gerektiği, olayda ise takibe konu vergi alacağının mükellef yönünden kesinleşmemiş olması sebebiyle, henüz tahakkuku kesinleşmemiş olan vergi ve cezanın tahsili için YMM adına düzenlenen ödeme emrinde yasal isabet yoktur.

Danıştay 4. Dairesi E.2002/4463 K.2004/682 T.7.4.2004
Davacı adına, ortağı olduğu limited şirketin ödenmeyen borçlarının tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenmişse de; 6183 sayılı Yasanın 55.md. uyarınca ödeme emrinin kanunda yazılı unsurları ihtiva etmesinin gerekmesi, ancak alacağın niteliği ve yasal dayanağının tayinine imkan verecek gerekli bilgileri taşıyan ödeme emrinin kanuna uygun olduğunun söylenebilecek olması ve borçluya savunma sebeplerine göre mercilere başvurma veya takibe izin verme yollarından birini seçme imkanı verecek olması, özellikle bir limited şirketin vadesinde ödenmeyen borçlarının takibinde ödeme emri tebliğ edilen şahsın hangi sıfatla takip edildiğini bilmesinin ancak bu yolla mümkün olacak olması, olayda ise ödeme emirlerinde şirket ortağı olarak davacının adının, vergilerin türü, dönem ve taksitleri ile vade ve miktarlarının yazılı olduğu, ancak bu borçlardan dolayı davacının ortak olarak mı, kanuni temsilci olarak mı sorumlu tutulduğuna dair bir şerh bulunmadığı gibi, borcun tamamının mı yoksa sermaye miktarına göre mi istendiğinin de anlaşılmaması sebepleriyle, dava konusu edilen ödeme emirleri, gerçekte mevcut amme alacağının asıl ve ferilerinin mahiyetini ve davacıdan istenilmesinin yasal dayanağını göstermemiş olduğundan, kanuni unsurları taşıyan hukuki bir belge olarak nitelendirilemez ve iptali gerekir.

Danıştay 4. Dairesi E.2001/2231 K.2002/2951 T.19.9.2002
Oyunculuk faaliyetinden elde ettiği geliri beyan etmediği ileri sürülen davacı adına re’sen salınan gelir vergisi, hesaplanan fon payı ve kesilen cezanın vadesinde ödenmediği ileri sürülerek tahsili için ödeme emri düzenlenmiştir. 6183 sayılı Yasanın 55 ve 58.md.leri, İYUK’nun 27/3.md., VUK’nun 377. ve 22. maddelerinde, tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı mükelleflerin ve kendilerine vergi cezası kesilenlerin vergi mahkemesinde dava açabilecekleri, vergi mahkemelerinde vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılmasının tarhiyatın dava edilen bölümünün tahsil işlemlerini durduracağı, tahakkuk edip kesinleşen amme alacağını vadesinde ödemeyenlere de cebren tahsil yoluna gidileceği hükme bağlanmış olup, davacı tarafından ödeme emirleriyle takip edilen vergi ve cezalara ilişkin tarhiyatın vergi mahkemesinde uyuşmazlık konusu edildiği, ancak tarhiyata karşı yasal süre içinde dava açılmadığından davanın süre aşımından reddine karar verildiği ve bu kararın Danıştayca da onanarak kesinleştiği olayda, yükümlü adına tarh ve tebliğ edilen ve yasal süre içerisinde dava açmadan kesinleşen vergi, fon payı ve cezaların vadesinde ödenmemesi nedeniyle kesinleşen amme alacağının gecikme faiziyle birlikte tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık yoktur.

Danıştay 4. Dairesi E.1994/4556 K.1995/726 T.16.2.1995
Yönetim kurulu üyesi olduğu X Anonim Şirketinin ilgili yıllara ilişkin ödenmeyen KDV, geçici vergi ve gelir (stopaj) vergisi ile bunlar üzerinden hesaplanan gecikme zamlarının tahsili amacıyla davacı adına ödeme emri düzenlenmişse de; ödevli şirketin iflas halinde olması, davalı idarenin vergi alacağını iflas masasına kaydettirmesi gerekirken böyle bir işleme başvurmamış olması ve bu durumda iflas sonuçlanmadan şirketten tahsil olanağının kalmadığından söz edilemeyecek olması sebepleriyle, düzenlenen ödeme emrinde yasal isabet yoktur.

Etiketler: , ,

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.

Yorumlar

Henüz Yorum Yok.

Yorum Yazın

(gerekli)

(gerekli)